Yangın Yalıtımında Bina Ölçeğinde Etkili Olan Tasarım Değişkenleri

Bir binanın yakın çevresiyle var olduğu düşüncesi, bina içi pasif yangın güvenlik önlemlerinin, çevre ölçeğinde ele alınan önlemlerden soyutlanamayacağını ve o önlemlerin bir bileşkesi olduğunu açıkça göstermektedir. Yerleşme ölçeğinde yayılmayı engelleyici ve müdahaleyi kolaylaştmcı çok genel önlemler alınabilirken, bina ölçeğine inildiğinde açı biraz daha daralmakta, alınacak önlemler, değişiklikler göstererek daha belirli konulara yönelmektedir.

Bina tasarımının bina fonksiyonundan etkilendiği gibi; alınacak yangın önlemleri de fonksiyondan etkilenir. Yani binanın kullanım amacı, alınacak önlemleri belirlemede en önemli faktördür. Örneğin; konut olarak planlanan bir yapı ile endüstri yapısında alınacak önlemler çok farklıdır. Ayrıca tiyatro, sinema gibi, belirli zamanlarda insan yükü çok fazla olan binalarda veya fiziki ya da zihni yetersizlikleri olan kişileri barındıracak, hastahane,klinik gibi yapılarda bir çok ek önlem almak gerekebilir. Bu nedenlerden ötürü, yangına karşı önlem alınırken, her şeyden önce yapının kullanım amacı göz önüne alınmalıdır.

Bina fonksiyonu bilindiği gibi biçimi de doğrudan etkiler. Yukarıda fonksiyon, bir başka deyişle, bina kullanım amacı hakkında söylenenler bina biçimi için de geçerlidir. Ancak aynı fonksiyona hizmet edebilen değişik bina biçimlerinin olabileceği kesindir. Örneğin konut yapısı olarak kullanılan binalarda uygulanabilecek plan tipleri ve bina biçimleri, komşu binara, kullanıcının kültürüne, çeşitli sosyo-ekonomik nedenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilirler. Bu şekilde aynı fonksiyonu karşılayabilecek pek çok plan alternatifi ve bina biçimi ortaya çıkacaktır. Bu nedenle bina fonksiyonu belirlendikten sonra, plan şeması ve biçim yangın tehlikesine karşı en güvenli olacaklar arasından seçilmelidir. Öyle ki yangın anında insanı etkileyen en önemli tehlikelerden olan; zehirli gazlar ve duman, iyi tasarlanmış bir binada hiç bir ek müdahaleye gerek kalmadan dışarı atılabilir. Aynı zamanda bina biçimi, yangın anında kurtarma ekiplerinin yangına müdahalesini zorlaştırmayacak şekilde olmalıdır.

Bina ölçeğinde ele alınan pasif yangın güvenlik önlemlerinde etkili olan önemli tasarım  değişkenlerinden birisi de binanın konstrüksiyon tipi ve binada bulunan yanıcı malzeme miktarıdır. Binanın konstrüksiyon tipi kadar, bu sistemi etkileyecek olan ısı miktarını da bilmek; alınabilecek önlemleri daha sağlıklı olarak belirlemek açısından önemlidir. Bir binanın veya binadaki her hangi bir bölmenin içerdiği yanıcı malzemelerin ısıl kapasitelerinin toplamı, o binanın veya bölmenin Yangın Yükünü verir. Bir bina veya bölmedeki yanıcı malzemelerin toplam ısıl kapasitesi olarak tanımlanan, yangın yükünün birim alana düşen miktarı, yangın yükü yoğunluğu olarak adlandırılır.

Bina veya bölmede sabit olarak tesis edilmiş yanıcı malzemeler sürekli yangın yükünü, taşınabilir eşyalar ve malzemeler ise değişken yangın yükünü meydana getirirler. Birim alana düşen yangın yükünün büyümesi, yangın esnasında; yangının süre ve şiddetini, dolayısıyla hasarı arttıracağından istenen bir durum değildir. Özellikle topluma açık binaların tefrişi yapılırken, bu tip, yangın yükü oluşturabilecek malzemelerin miktarlarının sınırlandırılması faydalı olacaktır.

Özellikle; yangın yükünün fazla olduğu binalarda, yangın esnasında ani bir çökmenin engellenebilmesi için taşıyıcı sistem seçimi çok önemlidir. Seçilen taşıyıcı sistemin gerekli koşullan sağlayabilecek yangın dayanımına sahip hale getirilmesi, gerek bina kullanıcıları, gerekse itfaiye ekiplerinin can güvenliği açısından kaçınılmaz bir gerekliliktir. Betonarme, çelik ve ahşap taşıyıcı sistemlerin yangın anındaki davranışlarının bilinmesi bu gerekliliği sağlamada çok büyük yardımcı olacaktır.

Taşıyıcı sistemin yangın anında oynadığı rolle ilgili olarak bilinen bir çok yanlış yorum vardır. Bu yanlış yorumlar yapılacak deneylerden alınacak sonuçlarla düzeltilebilir. Yanıcı bir malzeme olarak bilinen ahşap bu özelliğinden dolayı dayanıksız bir malzeme sayılmış ve taşıyıcı olarak kullanılması pek çok yerde sınırlandırılmış hatta yasaklanmıştır. Bir çok alternatif sistem olduğundan, ahşabın yanma olayını sürdürdüğü ve görüşü engelleyen duman çıkardığı için, taşıyıcı sistemlerde, yaygın olarak kullanımının yasaklanması doğaldır. Oysa yeterli kesit alanı sağlandığında ahşap, yangın esnasında benzer koşullar altında bulunan çeliğe nazaran daha uzun bir süre için çökmeye dayanır. Ayrıca çelik gibi yangını gizleyerek, aniden çökmediği, alev ve duman çıkartarak yangını belli ettiği için bazı durumlarda çelikten daha da avantajlıdır.

Ahşap benzeri yangına dayanıksız veya az dayanıklı bir malzeme taşıyıcı olarak kullanılıyor ise, binanın iskeleti sayılan bu tip yatay ve düşey elemanlar (kolon ve kirişler), çökmenin engellenmesi veya geciktirilmesi için çok iyi boyutlandınlmalıdır. Aynı şekilde birleştikleri duvar ve/veya döşemelerle eşdeğer yangın dayanımına sahip olabilecek şekilde ek önlemlerle donatılmalıdırlar.

Yangın anında binanın kaçışa olanak tanıyacak bir süre için ayakta kalması, taşıyıcı sistemde alınan bir takım ek güvenlik önlemleri ile sağlandıktan sonra; kullanıcıları kurtarmak en önemli amaçtır. Kulanıcılan güvenli bir şekilde dışan kaçırmak, ya da onlan alevlerden, ısı ve dumandan, korunmuş bölgelere ulaştırmak için kullanılan düşey ve yatay sirkülasyon alanlan ile yangın kompartımanlan önem kazanırlar.

Düşey sirkülasyon alanlan, çok katlı yapılarda insanı zemin seviyesine indiren alanlardır. Bu tip düşey sirkülasyon alanlan kapsamına; merdivenler, asansör boşluklan ve bunlar gibi
konumlandırılmış servis boşluklan girebilir.

Yangına karşı hiç bir yalıtım önlemi alınmamış, düşey boşluklar; yangın yayılma olayında etkin rol oynarlar. Çekme olayının yaraşıra (Baca Etkisi), sıcak gazlar ve yanan parçacıklann yukan doğru çekilmesine de neden olan bu tip alanlarda; boşluğun bittiği yerde yatay olarak çevreye yayılan sıcak gazlar ve yanan parçacıklar kısa sürede yangının bina içerisinde yayılmasını sağlarlar. Asansör boşluklannı merdivenleri, havalandırma kanallannı işlevlerinden dolayı katlar hizasında kesme imkanı yoktur. Bu yüzden, yangının ve dumanın, bu tür boşluklardan yayılmasını engellemek için ek önlemler alınmalıdır.

Yatay boşluklann kapsamına, insanlan düşey kaçış alanlanna ve bina dışına ulaştıran, aynı
kat hizasındaki tüm koridorlar ve koridor işlevi gören mekanlar girer. Yatay boşluklar da, yangın esnasında düşey sirkülasyon alanlan gibi çalıştıklanndan; duman ve yangının yayılmasına neden olurlar. Bina kullanıcılarının güvenle boşaltılabilmesi ve yangınla mücadele ekibinin, yangın alanına kolayca ulaşabilmesi için, tüm yatay sirkülasyon alanlannda da yangın ve duman yayılmasına karşı önlemler alınmalıdır.

Bir binada yatay ve düşey boşluklann yanısıra; gizli boşluklar olarak adlandınlabilecek bir çok boşluk daha vardır. Mekan ölçeğinde ele alınabilecek, bu tip ufak boşluklar da, en az diğerleri kadar tehlikelidir. Hatta bazı durumlarda çok daha fazla tehlikeli olabilirler.

Binalarda; bazı duvar kesitlerinde, asma tavanlar üzerinde, yükseltilmiş döşemelerin altında, çatılarda ve diğer bir çok yerde çeşitli sekilerde boşluklar bulunur. Bu tip boşluklar, gizli boşluklar olarak adlandırılır. Bu alanlarda çıkan yangınlar, binada bulunanlann gözlerinden uzakta meydana geldiğinden genellikle geç farkedilirler. Havalandırma sorunlan ve giriş zorlukları nedeniyle bu tip yangınlara müdahale etmek de kolay değildir. Tesisat bacaları gibi bu tip, gizli dikey boşluklar da, aynen düşey sirkülasyon alanları gibi sıcak gazların ve alevlerin yayılacağı bir baca görevi görürler.

Özellikle içinde yanıcı maddeler bulunan, gizli boşluklarda çıkan ve gelişen yangınlar, geç fark edildiklerinden, çok büyük kayıplara neden olmaktadırlar. Böyle alanlarda başlayan yangınlar, binanın bir yerinden ortaya çıkıp görülene kadar, geçen zamanda oldukça büyür. Yangın yada alevler, duvarların içindeki boşlukların yardımı ile diğer katlara ve hatta çatıya kadar yayılırlar. Böyle bir tehlikeyi ortadan kaldırmanın tek yolu, gizli boşlukları mümkün olduğunca az tutmak, kaçınılmaz durumlarda da önlemler almakla mümkün olur.

Yukanda sıralanan gizli boşlukları veya başka bir deyişle yangın çıkma riski fazla olan mekanları yangın çıkma riski az olan bölümlerden ayırmak; yalıtılmış farklı bölümler oluşturmak bu problem için bir çözüm olabilir. Bu tip bölümleri, Yangın kompartımanları olarak adlandırmak mümkündür.Yangın kompartımanları, bina içinde yangının, başladığı mekan ya da alan içinde tutulmasını sağlamak amacıyla yapılmış bölmelerdir.

Yangın çıkma riski fazla olan bir mekan, yangın çıkma riski daha az olan bölümlerden ayrıldığında; riskin daha az olduğu bölümler, fazla olduğu bölmede çıkabilecek olası bir yangından korunmuş olur. Depolar, fırınlar, yanıcı ve parlayıcı sıvılar ile çalışılan alanlar, laboratuvarlar böyle bir planlamayla çok iyi bir şekilde korunabilirler.

Bölmelere ayırmanın başka bir faydası da, yangın boyutlanm sınırlaması ve dolayısıyla söndürme çalışmalarını kolaylaştırmasıdır. Mekan alanı sınırlandırıldığında, mekandaki yangın yükünü oluşturan malzemelerde azalacağından, yangının şiddeti ve büyüme eğilimi kendiliğinden azalacaktır.

Tek bir oda, çevresinden iyice yalıtılırsa, bir pencere açılmadıkça veya camı kınlmadıkça, başlayacak yangının gelişmek için yeterli hava bulmasına imkan yoktur. Yeterli hava bulunamayınca yanma olayındaki yangın üçgeni kınlmış ve ateş söndürülmüş olur.

Bir binada katlar arasında yangının yayılmasını engelleyen elemanlar döşemelerdir. Düşük riskli alanlarda; bildiğimiz tipik duvar ve döşeme malzemeleri yangına karşı yeterince dayanıklı olmalanna rağmen, yeni inşaatlarda, kat adetleri çoğaldığı için ek önlemler almak gerekebilir.

Yangın başladığı alan yada mekandan, yatay ve dikey yönlerde çevresine yayılmaya başladığında, bu mekanlarda yanıcı madde bulunmasına gerek yoktur. Yangın mekanında yanmamış bazı maddeler, ısınırlar ve yanıcı gazlar çıkararak çevreye dağılırlar. Bu sıcak maddeler taze hava ile temas ettikleri ilk yerde yanmaya başlarlar. Bu olay sonucunda, yanmaz döşemeler boyunca, dikey bir boşluğa ve dış cephelere doğru bir alev haraketi meydana gelir. Böylece yangın, bir bölme içinde yeterince gelişti ise arada alev tutucu duvarlar yoksa hızla çevredeki alanlara sıçrar. Yangın bölmesinin hacmi arttıkça, yangının yayıldığı alan da üstel olarak büyür.

Yukarıda sözü edilen, bu tip alev tutucu elemanların, bölümlere ayırma ilkelerinden farkı;
kompartımanlarda kullanılan elemanların tamamen yanmaz ve yanmaya dayanıklılık sınıfı yüksek elemanlar olmasıdır. Oysa alev tutucu elemanlar daha basit malzemelerden olabilir. Tamamen yanıcı malzemelerle inşa edilmiş binalarda bile, standart yangın deneylerinin gösterdiğine göre; alçı panel ya da lata panellerle yapılan basit korunmalar bile büyük yangınlarda 25-30 dakikalık bir süre dayanma sağlamaktadır. Bu tür yangın engelleri, bilinçli bir şekilde kullanılır ve sızıntı yapabilecek alanlarda yalıtım sağlanırsa; yangın riski fazla olmayan binalarda, kaçış süresini kazandıracak korunmayı sağlayabilir.

Her ne kadar, yangın bölmeleri,yangın yayılmasına bir engel teşkil etseler de, binadaki bazı mekanları veya yerleşme içindeki bazı binaları daha etkili bir biçimde koruyabilmek için;
yangın duvarları kullanılır.

Yangın duvarları terimi, genelde yangına dayanıklı ve yayılmasını önleyici engeller anlamında kullanılmaktadır. Halbuki yangın duvarı, kendi kendini taşıyan, her iki yanındaki yapılar çökse bile, desteksiz, ayakta durabilecek şekilde yapılmış olan, iki binayı birbirinden ayırmak için kullanılan, yanmaya dayanıklı duvardır. Oysa yine, bir yangın yayılmasını önleyici engel olan, alev tutucu elemanlar; kendilerini taşıyabilecek rijitlikte olmayabilirler. Aynca alev tutucu elemanlar, bina boyunca uzanmayıp, her katta yerden tavana kadar olabilirler. Yangın duvarları ise tüm bina ve çatı boyunca uzanmak zorundadırlar.

Yangının bir başka yayılma şeklinin de cephe boşluklarından çıkan ve cepheyi yalayan alevlerdir. Bu tip bir tehlikeyi önleyebilmek için bilinmesi gerekli olan temel faktörlerden birisi pencere boşluklarının yangın anında, nasıl çalıştığıdır. Pencere veya kapı boşluklarının orta noktalarında, tarafsız eksen ( Nötr eksen ) olarak adlandırılan bir eksen bulunur. Bu eksenin üst tarafından bina içindeki sıcak hava dışarıya çıkar. Alt taraftan ise yapının içine taze hava girer. Sonuç olarak pencere boşluğunun üzerindeki dolu kısım yani lento ile alttaki dolu kısım olan parapetin karşı karşıya kalabileceği ” İç ısıl koşulların ” büyük farklılıklar gösterebileceği, söz konusu üst bölümün,(lentonun) pencere boşluğundan büyük bir hızla kurtulan sıcak yanıcı gaz ve alevlerin etkisiyle kısa sürede tutuşma noktasına gelmesine karşın ; pencere altındaki dolu yüzeylerin (parapet), içeri giren taze hava ile belirli ölçüde soğuyabileceği rahatlıkla söylenebilmektedir

Yangının bina içinde veya dışında yayılmasına, çatıların yangın anındaki davranışlan da sebep olmaktadır. Örneğin tek katlı yapılarda meydana gelen yangınlar hemen çatıyı etkiler ve strüktürü zayıflayan çatı çökebilir. Çok katlı yapılarda ise cephede dolaşan alev son kat penceresine ulaştığında; o katın genelde ahşap olan pencere doğramalannı tutuşturur. Pencere ve doğramalardan yükselen alevler ise, yukarıya uzanarak saçak çıkıntısına ulaşır. Saçak çıkıntıları genelde ahşap olduğundan tutuşan mertek ve aşıklar yangını iyi havalanan tüm çatı arasına çok kısa bir sürede yayabilirler. Yatay olarak çatıya yayılan yangın, çatı arası tüm bina boyunca kesintisiz uzadığından, kısa sürede tüm yapıyı sarabilir. Yanan çatıdan düşen ateş parçacıkları çatı arasındaki döşemeyi tutuşturur. Döşemede bulunan herhangi bir delik ise yangının çatı arasından en üst kata sıçramasına neden olur.

Aynı şekilde komşu yapılarda oluşan bir yangında yanan parçaciklann sıçrayıp çatı üzerine düşmesi ya da ışıma yolu ile çatının ısınıp tutuşmasıyla da yangın büyüyebilir. Bu nedenlerden ötürü bina tasarımında çatıya gereken önem verilmeli ve görülen problemlerin çözümü için gerekli önlemler alınmalıdır. Bu durumda ayn binalann çatılan arasında yangın duvarları çalı arasında ise yangın bölmeleri oluşturmak etkili bir çözümdür.

Yapılan istatistikler ve incelenmiş olaylar sonucunda; yangınlarda ölümlerin % 75′ inin nedeninin ısı ve alevlerin direki teması değil, fakat duman ve zehirli gazların solunmalan olduğu anlaşılmıştır. Bir binada kendi hareket imkanını kullanarak serbestçe dolaşabilen, bu çeşit gazlann hareketlerinin engellenmesi gerekir. Bu engelleme, dumanın normal hava tabakası üstünde yüzerek hareket ettiği hatırlanırsa, yukarıda bahsedilen alev kesiciler gibi, tavandan sarkıtılan elemanlarla yapılabilir. Bu elemanlara da duman kesici elemanlar denilebilir. Duman kesicilerle yönlendirilen duman en kısa yoldan, otomatik veya elle  kumandalı duman atım kapaklan ile bina dışına atılmalıdır.

Özellikle gelişen teknoloji ile yükselen binalarda yangından kaçışı sağlayacak olan merdivenler eleman ölçeğinde de ele alınabilirler. Merdiven evinde alınacak önlemler ile korunan bu tip bir sirkülasyon alanında eleman ölçeğinde ele alınan basamaklar, bina kullanıcılannın sayısına göre boyutlandırılmah ve yer kazanma kaygısıyla hiç bir zaman merdiven alanı gerekenden küçük tutulmamalıdır. Çok özel durumlar dışında yanıcı malzeme kullanmaktan her zaman kaçınılmalıdır

Merdivenlerde, basamak genişliği ve nht yüksekliklerindeki değişmeler kazalara neden olur. Özellikle yangın anında çıkacak panik, bu tip bir merdiveni kullanılamaz hale getirebilir. Bu nedenden ötürü hiç bir merdivende basamak genişliği veya nht yükseklikleri birbirinden farklı olacak şekilde düşünülmemelidir.

Basamak kaplama malzemeleri; kaymaya dirençli ve üniform olacak, merdiveni kullanacak olanları kaydıracak veya engelleyecek çıkıntıları bulunmayacak bir şekilde seçilmelidir. Merdiven trabzanlan panik halde kaçışanlar düşünülerek, kolay kavranabilen bir biçimde dizayn edilmeli, sol elini kullananların da aynı merdiveni kullanacağı düşünülerek, merdivenin her iki tarafına da korkuluk yapılmalıdır.

Yangın anında yanan malzemeler binayı oluşturan bileşenler ve tefriş elemanlarıdır. Genelde yangınlar bu tip yanabilir malzemelerden ve tefriş elemanlarından başlarlar ve tüm binayı etkileyecek duruma gelirler. Bu malzemelerin tutuşmaları için bir kıvılcım ve ısı gereklidir. Bu ısı kaynaklan çeşitli türlerde olabilirler. Örneğin, halı üzerine düşen yanar haldeki bir kibrit bu tefriş elemanının tutuşmasına neden olabilecek ” noktasal ” bir ısı kaynağıdır İçinde yanıcı malzemeler barındıran bir asma tavandan geçen fazla ısınmış bir elektrik kablosu ” doğrusal ” bir ısı kaynağı oluşturur ve asma tavandaki yanıcı malzemeleri tutuşturabilir. Bu şekilde ortaya çıkan küçük ateş almalar fark edilmediği ve koşullar elverişli olduğu taktirde, hızlı veya yavaş bir şekilde gelişip yöresini sarar ve bir kaç gerileyici periyottan sonra “Tutuşma Noktası” ( Flash Över ) devresine girer. Bu devre yanıcı malzemelerin tutuşma sıcaklığına ulaşıp yandıkları devredir. Bu aşamadan sonra artrk yangını söndürmek olanaksızlasır Yangın kendi gücü ile genişlemeye ve tüm binayı sarmaya başlar.

Bu nedenden ötürü her hangi bir mekanda yanıcı malzemeleri kontrol altında tutmak; bir anlamda mekandaki yanma olayından doğacak sıcaklığı da kontrol altına almak olacağından tutuşma noktasına ulaşılması geciktirilebilir. Yangının kontrol altına alınarak söndürülmesi kolaylaşmış olur.

Malzeme kontrolünün en iyi yöntemi; malzemelerin yangındaki davranışlarını bilmekle bulunabilir. Malzemelerin yangın anındaki davranışlarını etkileyen değişkenler ise malzemenin :
• Yanabilirlilik, yamalık sınıfı
• İsı sal genleşme davranışı
• Isı ve sıcaklık iletme özellikleri
• Mekanik- Termik davranışları
• Ateşe direnci veya sıcaklığa bağlı olarak, kimyasal açıdan yangından korunma reaksiyonları
•Termik mukavemet davranışı, olarak sıralanabilir.ç

Bir yapı malzemesinin binaların çeşitli bölümlerinde yanma açısından tehlikesizce kullanılıp kullanılamayacağını belirlemek için yanmazlık deneyi uygulanır. Deneyin sonucunda yapılarda kullanılan malzemeler, deneydeki davranışlarına göre “yanar” veya “yanmaz” şeklinde tanımlanır. Yanmazlık bir yapı malzemesinin, yanmanın gelişimine doğrudan katkıda bulunmama durumudur. Aynca yanmazlık deneyinin değerlendirilmesinde uygulama birliği sağlanabilmesi için Ocak 1984 tarihli TS 1912 numaralı Standard yayınlanmıştır. Yanmaya dayanıklılık deneyi uygulanan malzemeler TS 1263 ‘ te A ve B sınıfı olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.

Yapı malzemeleri, malzemelerin kullanıldığı yapı elemanlarını da doğrudan etkilediğinden yapı malzeme sınıfları; yapı elemanlarının isimlendirilmesini de etkiler. Bu isimlendirme kullanılan malzemeye göre yapı elemanını, yanmaya karşı gösterdiği direnç göz önüne alınarak, sınıflandırma şeklinde olur. Yanmaya dayanıklılık sınıfı, bir yapı elemanına standa: l’ta belirtilen uygun ısıtma ve basınç koşulları altında, belirlenen şekilde yapılan; yanmaya karşı dayanıklılık deneyi ile belirlenir. Deney sonucunda yapı elemanları yanmaya karşı gösterdikleri dayanım süresine bağlı olarak sınıflandırılırlar.

Yangının süre ve şiddetini değerlendirmek için uygulanan kriter ISO/DlS 3261 ‘e göre belirlenir. Burada duvar kaplamaları, bölmeler, döşemeler ve tavanlanda kapsamak üzere bir alanda bulunan yanıcı malzemelerin toplamına göre değerlendirme yapılır. Daha öncede belirtildiği gibi miktarı ve yanma davranışı değişmeyen, sabit olarak inşa edilmiş ve yanıcı sınıfına giren yüzey kaplama ve bitirme malzemeleri (Süpürgelik, doğramalar, boyalar, döşeme kaplamaları gibi, ) sürekli yangın yükünü, miktarı ve yanma davranışı değişebilen yanıcı malzemeler ( Mobilya, giysiler, ev aletleri gibi,) değişken yangın yükünü oluştururlar.

Yangın yükü basit bir şekilde malzemenin mekanda bulunan miktarının kilogram cinsinden ağırlığının o malzemenin alt ısıl değeri (MJ/kg) ile çarpılması ile hesaplanır. Bu çarpma işlemi sonucunda malzemenin ısı potansiyeli bulunmuş olur. Tüm malzemelerin ısı potansiyelleri toplandığında mekanın yangın yükünü verir. Yangın yükünün döşeme alanına bölünmeside yangın yükü yoğunluğunu verir ( MilvcP- ). Bu hesaplamada 1 MJ 0.06 kg. odunun yanmasına eşittir.

Bu şekilde; kesin olmasa da, yaklaşık yangın yükü hesaplanan binalarda, tasarım aşamasında alınacak önlemlerin değerlendirilmesi de bu yangın yüküne göre yapılabilir. Böylece, alınacak önlemler çok daha etkili olacaktır.

Yapıda kullanılan malzemelerin yamalık sınıflarının bilinmesi dışında; başka bir önemli faktör de, yangın olaylannda ölümlerin % 75 ‘inin duman ve zehirli gazlar nedeniyle olduğu düşünüldüğünde, malzemenin yanma sırasında çıkardığı duman miktarı ve zehirli gaz türüdür. Günümüzde yapılan araştırmalar; yanma sonucunda hangi malzemeden ne tip gazın çıktığını ve bunların ne kadarının öldürücü olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Ancak, çoğu kişi ve kuruluş, bu olayı Kimya mühendislerine bırakarak konu ile ilgilenmeyi gereksiz görmüşlerdir. Oysa bir binayı tasarlayan mimar yada dekorasyonunu yapacak olan dekoratörün bu tip ufak bilgiler sayesinde pek çok can kurtaracağı kesindir. Özellikle topluma açık yapılarda çekiciliği arttırmak için yapılan dekorasyonlarda kullanılan malzeme çeşitliliği karşılaşılan tehlikeyi büyütmektedir. Yönetmeliklerde, bu tip alanlarda kullanılacak malzemelerin sınırlandırlmış olmasına rağmen, bu kurallara uyulmamasının bir nedenide denetim zayıflığının yanı sıra tasarımcının konuyu
önemsememesinden kaynaklanmaktadır. Bu umursamazlığın ortadan kaldırılması için tek yol
tehlikeyi herkese tanıtmaktır.

Malzemelerden çıkan bu tip gazlann tehlike limitleri de yapılan deneyler sonucunda belirlenmiştir. Ancak insanlar için belirlenen tehlike sınırlan; kişinin fizyolojik yapısına göre değişebileceğinden kesin bir rakam olarak alınmamalıdırlar. Özellikle farklı yaş ve cinsten bir çok kullanıcının bulunduğu mekandaki havada, aşağıda sıralanan gazlann hiç bir zaman bulunmaması gerekir.

Sürekli veya değişken yangın yükünü oluşturan malzemelerin, yanma sırasında çıkardıkları duman miktarı ve zehirli gaz cinsinin bilinmesi, kurtarma çalışmaları sırasında gerekecek havalandırma kapasitesini de belirlemek açısından önemlidir.

Bir yangında yanan malzemelerin, çıkardıkları duman miktarının bilinmesi, mekanların ne kadar sürede dumanla dolacağının hesaplanabilmesini sağlar. Böylece mekanları boyutlandınrken belli bir süre kazanmak amacı ile boyutlar değiştirilebilir.

Bir Cevap Yazın