Binalarda Su Buharı Yoğuşması

Pek çok insan, çaydanlıkta suyun kaynadığını buharın dışarı çıkışına bakarak söylerler. Gerçekte buhar görünmezdir. Görünen sadece yoğuşmuş su partikülleridir.
İnsanlara binalarda su buharı difüzyonunun önemini anlatmak oldukça zordur. Özellikle eski yapılarda su buharı difüzyonunun kendilerini rahatsız etmediğini ve binaların hala ayakta kaldıklarını söyleyebilirler. Her şeyden önce son 50 yılda insanların yaşam standartları çok değişti. Eskiden merkezi sistem yoktu, sadece baca ve şömine vardı. Kapı ve pencereler bugünkü gibi sıkıca kapanmıyordu. Bina iç yüzeylerinde nefes alabilen boyalar kullanılırdı. Bu nedenle binada tabi havalandırma olurdu ve nemli hava bacadan dışarı atılırdı. Kapı, pencere ve sızma yerlerinden kuru hava içeri girerdi. Ayrıca tavanlar daha yüksek, hacimler daha genişti. Yeni tekniğin imkanları olan çamaşır makinesi, bulaşık makinesi ve diğer nemlendirici makineler yoktu. Modern hayatla birlikte, insanlar su buharı difüzyonu problemi ile tanışmak zorunda kaldılar.
Ortamı oluşturan hava, çeşitli gazlarla bir miktar su buharından meydana gelir. Hacimsel olarak %21 O2, %78 Azot, %1 CO2 su buharı, argon ve diğer asal gazlardan oluşur. Havanın sıcaklığı arttıkça, bünyesinde gaz olarak toplayacağı su buharı miktarı da artar. Doymuş hale geldiği zaman, su buharı havada görülür duruma gelir. Aslında görülen yoğuşmuş su partikülleridir. Bu partiküller değdiği yüzeyleri ıslatır. Su buharının yapı elemanında tehlikeli olabilmesi için, konstrüksiyon içinde veya yüzünde su haline dönüşmesi gerekir.

Bir Cevap Yazın